YÜZYILIN HALASI


 Halamla ilk temasımız ben doğduktan ne kadar zaman sonra oldu bilmiyorum ama benim hissettiğim ilk temas 4 ya da 5 yaşlarımda elimden tutup beni ders verdiği Resim ve Heykel Müzesi’ne götürdüğünde olmuştu. Çocuklara resim öğretiyordu, onlarla birlikte bana da öğretmeye çalışıyordu ama halamı elalemin çocuklarına rezil rüsva etmemek adına çöp adam bile çizemediğimi saklayıp aslında Picasso gibiyim de şu an herhangi bir şey çizmek istemiyorum izlenimi yaratmıştım. 


Çocukluğum halamla farklı şehirlerde geçmiş olsa da etraftaki veletlere bir halam olduğunu ona çok benzediğimi ve kendisinin ressam olduğunu söylerdim. 13-14 yaşlarımdaki ergenliğim resim derslerinde ortaya çıkardığım adı konulamaz çizimi savunmakla geçti. Savunmamı tabi ki halam üzerinden yapardım. Nasıl mı? Öğretmenin 30 dakika içinde çizmemizi istediği sandalyeyi ’Benim halam ressam. Buna soyut çizim denir. Benden iyi mi bileceksiniz?!’  diyerek havlayan köpeğe benzeyen sandalye çizimimi öğretmene teslim ederdim. Doğuştan iki tahtam eksik olduğu için de öğretmen bir şey diyemez kabul ederdi. 


Halamla bir araya geldiğimiz her zaman mutlaka bir hediye ile gelirdi. Bazen elbise, bazen kırmızı bir kazak, bazen kitap… İnsanlara zamansız hediye almayı tamamen halamdan öğrendim. Halam bana hediye verdiği zaman ezilir büzülür doğru düzgün teşekkür bile edemezdim. Çünkü sürekli hediye veren taraf oydu. Ben ise çocuk yaşımda para kazanmadığım için hediye alamazdım. Ana baba parasıyla da hediye almak bana ters geliyordu. Sonra bir gün babamla bir anlaşma yaptık. Ben okulda bir hafta boyunda tanesi 5 milyon lira olan (90’lı yıllarından başından bahsediyorum talaş böreği inanılmaz lezzetli ve pahalıydı) talaş böreğinden yemeyecektim. O da beş günlük talaş böreği masrafımla halama benim adıma benim istediğim hediyeyi alacaktı. 5 koca gün boyunca talaş böreğinden mahrum kalmıştım. Saat 12:00 zili çaldı mı talaş böreğinin kokusu bütün okula yayılırdı. O 5 günümü okulun her koridorunu koklayarak geçirdim ama sonunda halama güzel bir fular aldım. İlk buluşmamızda da büyük bir gururla hediyemi vermiştim. 


Büyümeye başladığımda beni gören eş dost akrabadan sık sık ‘aynı halası’ lafını duymak beni ziyadesiyle mutlu ederdi. Evet halamla aynıydık..zeytinyağlı biber dolmasının yanında beyaz peynir sevmemize kadar aynıydık. İçimizdeki kistlerden tutun da gözümüzde çıkan arpacığa kadar aynıydık. Hiç farkımız yok muydu? Elbette vardı.


Benim halam iyilik meleğinin vücut bulmuş halidir. Fesatlık nedir lügatında yoktur. Ben ise kolay öfkelenebilen öfkelendiğinde de kırk beygir gücünde ortalığı kasıp kavuran bir insanımdır. Pollyanna kanlı canlı biri olup halamla tanışsa ‘ablacım ben bu iyimserlik işini bilmiyorum n’olur bana öğret’ der. Ben ise burnum aksa ‘kesin kanser oldum’ derim.  Halam dünyanın en nazik en kibar insanıdır. Rahmetli Kraliçe Elizabeth nezaket konusunda benim halamın getir götürünü yapar. Ben mi? Ben minibüsü önüme kırdı diye arabanın camından yarı belime kadar sarkarak ‘sinyal kolunu evde mi unuttun lan yavvvşşaakk?!’ diye kükreyen argo sever bir canlıyım. Halam narin cildine sadece güneş kremi sürerken ben gidip boydan boya dövme yaptıran biriyim. Ve belki de ben halamın olmak isteyip de olamadığı fırlamanın tekiyim, ruhunun hayata yansımasıyım. 


Nazik popom ne zaman sıkışsa, ne zaman bir çapkınlık hikayem olsa ilk koştuğum insan halam olur hep. Halam beni yargılamaz, yanımda olur, dinler, destek verir ama asla yargılamaz. Başıma bir iş gelse ya da bu dünyada yalnız kalsam halamın beni o melek kanatları altına alacağını o kadar iyi bilirim ki bunu bilmek bile bana gerekli yaşama gücünü verir. 


Bu sene halama nasıl bir doğum günü hediyesi alabilirim diye düşünürken (Babamla yeniden bir talaş böreği anlaşması yapamazdım. Zaten bir daha da hiçbir yerde talaş böreği bulamadım) aklıma en iyi yaptığım şeyi yapıp halama belki de bir daha hiç söyleme fırsatı bulamayacağım şeyleri söyleme ve halamın ne kadar şahane bir insan olduğunu onlarca okuyucuya tanıtma fikri geldi. 


Benim halam dünyanın en tatlı, en sevgi dolu, en cömert, en fedakar kısacası iyi olan bütün en’lere sahip halası. Bu sebeple sizlerin huzurunda kendisine ‘YÜZYILIN EN İYİ HALASI’ ödülünü veriyor ve bundan sonraki halalık çalışmalarında kendisine daha nice başarılar ve muvaffakiyetler diliyorum. 


Canım halam iyi ki doğmuş iyi ki hala olmak için beni seçmiş. Tüm talaş börekleri ona feda olsun. Son olarak, benim halam ressam. Çamaşır askısına benzetilen dağ manzarası çizimimi siz anlayamazsınız!

Yorumlar