Çocukluktan çıkıp ilkokula başlamam, sonra Anadolu Lisesi sınavı, kazandıktan sonra başarılı karneler getirme çabası ama getirememe, ergenlik sancıları, hoşlanılan oğlanlar, oğlanları konuştuğumuz kankalar, isyan ettiğimiz ebeveynler sonra üniversite sınavı, üniversite arkadaşlıkları, daha özgür olma, iş bulma stresi, iş beğenmeme, akademik kariyer, birçok iş deneyimi, hoşlanılan erkekler, erkekleri konuştuğumuz arkadaşlar, düğünlere altın taşımalar, doğan çocukları sevmeler, kendini başkalarına kabul ettirme çabası, elalem etkisi, eklem ağrıları, yerçekimine yenik düşmeye başlama, kolesterol sohbetleri, işinin kaşarı olma, işte kazanıp aşkta kaybetme, hoşlanılan adamlar, adamları konuştuğumuz dostlar derken geldi çattı yine Eylül’ün yirminci günü, 40 lar ve küsuratları…
Film şeridi gibi gözümün önünden geçen hayatıma hem ne çok şey sığdırmışım hem de ne büyük boşluklar kalmış.. Suyu gitmiş posası kalmış gibi hissettiğim hayatımın yeni döneminde kendime bir daha şans diliyorum. Artık daha umursamaz, daha cevval, daha daha üşütük ve bir o kadar da boşlukları doldurarak yaşamaya niyetliyim. Benden bir tane daha olmadığına emin olduğum şu dünyada artık yavaştan aşağıya doğru gitmeye başlayan ömrümü kah gülerek kah ağlayarak kah çığlık atarak kah sevişerek kah eğlenerek kah yalnız kalarak kah kalabalıklara karışarak, daha az endişelenip daha yeteneklerime odaklanarak yaşamaya ant içip omzuma öpücük konduruyorum. İyi ki doğdum gördün mü koca kadın oldum!

Yorumlar
Yorum Gönder