HÜZÜNLÜ BİR AŞI HİKAYESİ

 ‘Yaaa amca bi si…. git şuradan!’ 

                                                                                


Aslında o gün her şey güzel başladı. Corona denen yarasa müsveddesini tokat manyağı yapıp savaşı kazanmamın üstünden tam 3 ay geçmişti. Vücudum şırıl şırıl antikor üretiyordu ama zaman geçtiği için üretim hızı azalmıştı. İşte tam bu esnada aşı haberi çıktı. Bende bir heyecan! Aşı olmuşlara bakıp bakıp iç geçirirken, acaba nasıl bir şey aşı olmak diye düşünürken bana da çıkınca bende bir şenlik havası! Hemen aldım randevumu. Alerji geçmişim olduğu için şehrimizin en şuh ve lüks hastanelerinden birinden randevumu alıverdim. Dile kolay, yarasanın hasıyla 5-6 gün boyunca boğuşmuş, işemeye bile yardımla gitmiş, ağzından tek lokma geçmemiş ve en sonunda kafayı kırıp bütün parmaklarına oksijen ölçüm cihazı takarak dolaşmaya başlamış bir gazi gelicekti hastaneye. Tabi ki en lüksü en şatafatlısı olacaktı!


Aşı günü heyecanlı bir şekilde uyandım. Nasıl bekleyecektim taaa öğleden sonraya kadar? Kendimi oyalayıp sonra saate bakıyordum en fazla yarım saat geçmiş oluyordu. Bir şekilde kendimi oyaladım ve en karizmatik elbiselerimden birini giyip, simsiyah güneş gözlüğümü ve siyah maskemi takıp aşı saatimden 1 saat önce yola çıktım. Yolum ise en fazla 15-20 dakika sürecekti. 45 dakika kala vardım ve anahtarı elimden alan valeye havalı bir şekilde ‘çok uzağa koymayın aşı olup gelicem’ dedim. 


Güneş gözlüğümü çıkarmadan catwalk şeklinde çat çat çat yürüyerek döner kapıdan içeri girdim. Gözler üstümde tabi! Her yerimden ‘yarasayı yenen kahraman’ mesajı veriyorum. Danışmadaki kız hayran hayran bakarak ‘buyrun hoşgeldiniz nasıl yardımcı olabilirim?’ dedi. ‘Merhaba, covid aşısı için geldim.’ dedim. Peki o ne yaptı? O hayran bakışının yerini küçümser bir bakış aldı ve ‘Burada değil. Dışarı çıkın yandaki camekanlı yerde yaptırın’ dedi. Bana dedi! 


İç sesim: Bana bak kızım senin karşında kim var farkında mısın? Bir covid kahramanı ayaklarına kadar gelmiş senin ettiğin lafa bak!


Dış sesim: Teşekkür ederim


Karizmamdan ödün vermeyerek ama normal yürüyüşle döner kapıdan gerisi geriye çıktım ve yanda eşek kadar ‘covid aşı alanı’ yazan bölüme girdim. Sağlık görevlisi anladı benim kahraman olduğumu ve sordu: ‘Hoşgeldiniz, Biontech mi?’ 


İç sesim: Merhaba yakışıklı tabi ki Biontech. Baksana şu narin vücuda.. Bu kahraman vücuda Çin malı yakışır mı sence? Yapıştır Alman’ı! 


Dış sesim: Evet Biontech 




Verdiği formu okuyup imzaladıktan sonra o büyülü koltukla ve elindeki iğneyle bekleyen o muhterem insanla karşılaştım. Beni bilen bilir hem bizzat babamın olmasından ötürü hem de sağlıkçılara ekstra duymamdan ötürü onları biraz daha kollar kayırırım. 



Dış sesim: Merhaba efendim kolay gelsin öncelikle nasılsınız iyi misiniz? Çok yoruluyorsunuz tabi. Bu arada ben sol elle araba kullanıyorum. Aslında hem sağ hem sol elimi kullanabiliyorum. Bu pek nadirdir. Hatta şöyle bir nadirlik daha var annem babam pozitif kan grubu olmasına rağmen ben negatifim haha…..


İç sesim: Çok suratsız ama ben konuştururum onu. 


Ben tabi o an dünyada sanki bir tek bana aşı yapılacakmış gibi algıladığım için sırada bekleyen var mı yok mu, bu insanlar bıktı mı, yorgun mu, bitkin mi diye düşünmeden konuşmaya devam ettim;


Valla sizlere ayrı saygı duyuyorum. Benim babam da dokt…’ 


Buyrun şöyle oturun. 24 saat boyunca banyo yapmayacaksınız ve alkol almayacaksınız. Eğer ağrınız olursa Parol almanız yeterli’ 


‘Ahh öyle mi? Tamam tabi ki. Ben aslında 3 ay önce Covid geçird…..’ 


‘Derin nefes alın’  Çattt! ‘geçmiş olsun. Dışarıda 15 dakika bekleyin’



Dış sesim: Çok teşekkür ederim. İyi günler


İç sesim: Ulan belki anana küfür edicem ne tıkıyosun lafı ağzıma. Alt tarafı insanlara iğne saplıyosun bu ne hava! 


Dünyada milyonlarca insana yapıldığını, aslında kahraman değil sıradan bir vatandaş olduğumu anlamış vaziyette kolumu tuta tuta dışarı çıktım. Hastanenin bahçesindeki oturma yerlerinden birine attım kendimi. Nerede o 15 dakika önce havasıyla dağları taşları oynatan kadın? Nerede şimdi pısmış halde oturan çakma kahraman? Düşüncelere dalmış gitmişken yanıma 70’li yaşların sonlarında belki de 80’lerin başında olduğunu tahmin ettiğim, temiz giyimli bir amca oturdu. Ben genelde o yaşlardaki amcalarla iyi anlaşırım çünkü kafaları benimki gibi güzeldir. Tabiri caizse git gel akıllıdırlar. İki medeni insan olarak selamlaştık. Yaklaşık 2 dakikalık bir sessizlikten sonra amca soruyu patlattı: ‘Sen kime vurdurdun?


İç sesim: Amca ne diyosun ulan sen? Ağzını topla! Kime vurdurmuşum? Bak tövbe tövbe yaaa!


Dış sesim: Pardon? 


Amca tabi istediği cevabı alamadığı için kanırtmaya devam etti ‘Alman’a mı vurdurdun sen?’ 



İç sesim: Yaaa amca ağzını yüzünü kırdırtcan bana. Zaten karizmam yerlerde bi de seninle uğraştırmak zorunda kalma beni!


Dış sesim: Ha evet Alman aşısı oldum.


Dedim size bu yaştaki amcalarda balatalar ara ara yanar. Bizim amcanın da balatası he içerden hem de dışarının 30 derece sıcağından cayır cayır yanmaya başlamıştı. 


Ben yine Çinlilere vurdurdum. Almanlar genetiğimi alıcaklarmış. Vermem. Sen niye Alman’a vurdurdun?’ 


İç sesim: Yaaa amca seni şimdi burdan bi vurdurcam görücen Çinli’yi Alman’ı


Dış sesim: Doktorum tavsiye etti


Bir iki dakikalık sessizlik oldu. Hazır amca soğumaya geçmişken tam kalkıyordum ki amcanın hala yandığını fark ettim 


‘Sen ikinciyi kime vurdurcan?’


Hadi buyur! 


İç sesim: Yaaaa amca bi si….git şuradan!! 


Dış sesim: Ben kimseye vurdurmuyorum. Benim işim bitti burada. Hadi iyi günler size 


‘İkinciyi Çinliye vurdur bak ne olur ne olmaz’


…………………………………

Yorumlar