İyi ki doğmuşum kendime!

Geldi çattı yine 20 Eylül… Kurban Bayramı’nın son günüymüş doğduğumda. Bu mübarek kişiliğimin sebebini anlamışsınızdır herhalde. İyi ki doğdum mu? Niye doğdum? Gerek var mıydı? Ay çok da iyi mi olmuş? Bilemem… Lakin 30 küsür senenin (küsuratı söyleyemem o onunla benim aramda) öğrettiklerini ve öğretemediklerini şöyle bir düşününce ortaya güzel bir liste çıktı.


Acı tatlı tecrübeyle öğrendiklerim,

  • 20’li yaşlarda, sorduklarında olduğumdan bir yaş büyük söylerken 30’lu yaşlarda olduğumdan bir hatta birkaç yaş küçük söylemem gerektiğini öğrendim

  • 20’li yaşlar tren hızıyla lay lay lom şeklinde geçerken 30’lu yaşların uçak hızıyla vah vah vah şeklinde geçtiğini öğrendim.

  • Kimseye eğilip bükülmeden, nabza göre şerbet vermemeyi, alttan almamayı ve ben böyleyim kardeşim demeyi öğrendim. Evet ben tuhaf, komik, arada argo kelimeler kullanan, bazen yalnız kalmak isteyen ve yemek yemeği çok seven biriyim. Ben böyleyim! İşinize gelirse.. 

  • Kınadığım şeylerin başıma gelmesinin tesadüf olmadığını, kınamamam gerektiğini öğrendim. 

  • Hayatın yıllık planlar değil anlık planlar yapacak kadar kısa olduğunu öğrendim. 


Acı tatlı tecrübeye inat öğrenemediklerim,

  • Üşenmemeyi öğrenemedim. Evet ben bir üşengecim. 

  • İşleri son dakikaya bırakmamayı öğrenemedim. (bkz. Bir üstteki madde) 

  • Kardeş gibi gördüğüm insanların bile kıskandığını anladığım halde her şeyimi anlatmamayı öğrenemedim. 

  • Olmuyorsa zorlamamayı öğrenemedim. İlla olacak! 

  • Karşı taraftan önce kendimi mutlu etmeyi öğrenemedim.

  • Zararları dünyaca bilindiği halde tatlı yemeği bırakmayı öğrenemedim. Denedim olmuyor! 



Yeni yaşımda kendime ne mi diliyorum? Öğrenemediklerimi öğrenmeyi… Öyle ya da böyle, bir şekilde iyi ki doğmuşum ben! 




Yorumlar