Adını söyleyemediğim (Eyjafjallajökull) yanardağ gibi patladım. İlgilenen, araştıran birileri belki patlayabileceğimi öngörebilirdi ama neredeyse hiçbir belirti göstermeden aniden patlayıverdim. Patlamanın adı özgüven. Şiddeti dumur etmekten hallice. Bilanço ağır.
Önce beğendiğimi belli edemediğim, yılın belirli bir mevsiminde buluşup bir şeyler yiyip içmek dışında iletişime geçmediğim ama içten içe her gün konuşmak istediğim yakışıklı geldi aklıma. Sadece saçma sapan konular hakkında fikrine başvurma bahanesiyle bir iki kere iletişime geçebildiğim bir adam kendisi. Patlama ilk bu yakışıklıdan başladı. Açtım Facebook'un mesaj kısmını. 'Yaaa!' dedim. 'Ben artık sana ayda yılda bir salak salak bahanelerle yazmak istemiyorum. Ben seninle ciddi ciddi flörtleşmek istiyorum. Ben seninle daha sık buluşmak istiyorum. Yediğimiz yemeğin sonunda hadi görüşürüz eyvallah demek istemiyorum.' dedim. Sonuna da 'Ohh beee rahatladım!' yazıp gönderdim.
Patlamanın şiddetiyle kendimi dolabımın önünde buldum. Ne kadar koyu renkli giysim varsa hepsini yere attım. Kıçı başı alenen gösteren, 'ablanın da mabadı sağlammış' dedirten cinsten giysileri gözden geçirdim. En göz alıcı kombini yapıp attım kendimi dışarı. Arkadaşlarla her zaman buluştuğumuz mekana gittim. Bizimkiler kahvelerini höpürdetirken beni gördükleri anda bakışlarındaki tedirginlik etrafa yayıldı. Bir şey söylemelerine fırsat vermeden, diğer masaların da duyacağı şekilde 'Yaaa!' dedim 'Yetti be siyah siyah! Balıket, selülit, çatlak hepsi benim be! Bundan sonra böyle arkadaş!' diyerek kahveyi fondipledim. 'Yaaa!' dedikçe, içimden geleni söyledikçe müthiş bir rahatlama oluyordu bünyemde.
Kahvemi içip, alışveriş yapmak üzere markete doğru yola çıktım. Hatalı sollama yapan abiye, sinyal vermeyen ablaya, aniden önüme çıkan adama yarı belime kadar sarkıp 'Yaaa!' diye bağırdım. Bağırmanın verdiği rahatlamayla beraber birden aklıma yıllardır görmediğim meşhur bir arkadaş geldi. Çektim arabayı kenara, aldım telefonu elime, açtım mesaj kısmını, başladım yazmaya; 'Yaaa!' dedim, 'Sorması ayıp sen kim olduğunu sanıyorsun? Ünlüsün diye, herkes sana aşık diye havalı durmak zorunda mısın? İnsan yerine koyuyoruz hal hatır soruyoruz ama sende insanlık namına en ufak bir kırıntı yok. Al o bir yere sığdıramadığın devasa egonu münasip bir yerine monte et. Eminim çok yakışır! Çok öpüyorum görüşürüz.' yazıp gönderdim.
Alışverişi tamamlayıp kasaya doğru yöneldim. Her zamanki suratsız haliyle kasiyer kız beni bekliyordu. Tam eğilip 'yaaa, şu yüzün biraz gülsün be!' diyecektim ki uzaklardan, epey uzaklardan birinin seslendiğini duydum. 'Bu ne uykusu yahu hadi kalk' diyordu ses. 'Yaaa!' dedim 'Tamam, kalkıyorum.'
13.09.2015 21:44

Yorumlar
Yorum Gönder