Benim canım milletimin dünya çapında bilinen ''misafirperverliği'' artık manyaklık boyutuna gelmiş durumda a dostlar. Misafirperver olacağım derken misafiri hastanelik eden ev sahibi literatüre girdi girecek. Hal böyle olunca ev sahiplerinin yaşadığı stresi ve bu strese bağlı olarak misafirlere yaşattığı o tatlı eziyeti yazmaya karar verdim.
Ev sahibinin stresi misafir adayının ''Bir programınız yoksa yarın öğlen/akşam gelmek istiyoruz'' demesiyle başlar. Ev sahibinin ''Aaa çok sevindim bekliyoruz, çocukları da getirin, Semiha teyzenleri de bekliyorum mutlaka'' demesinden sonra misafir adayı artık resmen misafir sayılır. Bu aşamadan sonra telefonda ''10 çeşit menüyü bir saatte hazırlar üstüne kahve keyfi yaparım'' rahatlığıyla konuşan ev sahibini telefonu kapattıktan sonra ''Eyvah 24 saatten daha az vaktim var!'' paniği alır.
Aslında bu stresin yoğunluğu misafirin samimiyet derecesine göre değişen bir şeydir. Gelecek olanlar akrabaysa biraz daha rahat ve bilinen yemeklerle geçiştirilir. Uzaktan akrabaysa menü biraz daha kalabalık ve karışık olur. Kan bağının olmadığı misafirlerde ise stres düzeyi ''Misafiri ya memnun edemezsem?'' düşüncesinden kaynaklı arttığı için -ki burada ''Elalem ne der?'' in de etkisi var- menü hem kalabalık hem karışık hem de sıradışı olur. (Böreğin yanında mantı gibi)
Kafasında oluşturduğu menü ve temizlik programı ile birlikte evdeki kimseyi işine karıştırmayan ev sahibi günlük hayattaki tatlılığını kaybedip ''Çekil ayak altından!'' moduna girer. Bu esnada yaşadığı stresin etkisinden olacak ki ayak altında kimseyi istemediği halde evde bir Allah'ın kulunun yardımcı olmadığından şikayet ederek nasıl bir ikileme düştüğünü kendi bile farketmez
Misafiri ''Nasılsın iyi misin? Çok iyi gördüm seni'' faslından sonra apar topar masaya oturtan ev sahibi işkenceye önce kandırmayla başlar; ''Bak bu kilo yapmaz çok az yağ koydum''... İkna ettiğini düşündükten sonra misafirin az porsiyon isteğini hiç duymayıp ''Olmaz öyle şey bu akşam diyet miyet yok, valla konuşmam!'' diyerek kahkaha ile karışık tehdit eder. Tabağı boşalan misafire ikinci turu döndürmek üzere uzanan ev sahibimiz ''Valla olmaz bir tabak daha yiyeceksin, ölümü öp'' diyerek misafiri nekrofili olması yönünde teşvik eder. Bu esnada tarif isteyen misafire ''Vermem, istediğinde söyle bana yaparım, gelip burada yersin'' diyerek misafiri iyice kendine bağlar. Köfte, dolma, börek, mantı sonra tekrar köfte yedirdikten sonra ''Ama hiç bir şey yemedin'' diye sitem eden ev sahibimiz her ihtimale karşı yolda acıkabilirler düşüncesiyle kalan yemekleri paketleyip verir.
Misafire mide fesadı geçirtmenin ve ölüsünü öpücükten kurtarmanın huzuru ve yorgunluğu ile rahat bir nefes alan ev sahibi yeni maceraları için enerji toplamak üzere uykuya dalar.
26.06.2014 16:04:29
Yorumlar
Yorum Gönder