M.Ö.M Bir Muayyen Masalı


Hastalık desen değil, cin çarpması desen hiç değil ama normal bir şey de değil. Aynı anda hem mutlu hem üzgün, hem öfkeli hem sakin olduğunu düşün. İşte öyle bir şey… Tanrı’nın kadına “bunlar yetmez al bi de bunu çek, oh olsun sana” dediği bir şey… Şimdi burada hemcinslerimi savunmak gibi olmasın ama yemek, çamaşır, bulaşık, ütü, temizlik bizde… Kıskançlık bizde, “o kadına niye yer gibi baktın?” diye hem adamın beynini hem kendi beynimizi yemek bizde, yakın arkadaşlar evlenince paniğe kapılıp “sen zaten beni sevmiyorsun” diye böğürerek ağlamak bizde... Hadi evlendik diyelim kaynana, görümce, elti, kayınço vs vs. yedi sülaleye yaranma çabası bizde... Ev işi, meslek, özbakım üçgeni arasında aralıksız koşturmak bizde... Hamile kalmak, bulantıyı çekmek, kusmak, aşermek, fil gibi olmak bizde… Sancılar içinde çocuğu doğurmak bizde… Doğumdan sonra yeniden eski forma kavuşmak için her gün 1 saat at gibi koşmak bizde...Çocuk doğduktan sonra “benimle eskisi gibi ilgilenmiyorsun” diye hayıflanan adama özel ilgi göstermek bizde...Adamın gözü dışarı kaymasın diye gün içinde 15 defa kusmuklu tişört değiştirmek bizde...Her cümleden 199 anlam çıkarmak bizde… Bütün bunlar yetmezmiş gibi her ayın 15 günü M.Ö.M yani “Muayyen Öncesi Manyaklaşması”nı yaşamak da bizde!
Öncelikle M.Ö.M’ü yaklaşık 17 senedir yaşayan tecrübeli biri olarak şunu söylemeliyim ki Allah düşmanımın başına vermesin. Verirse de en hafifinden versin diyeceğim ama en hafifi bile karşı cinsi kendinden 3-5 gün soğutmaya yetiyor da artıyor. Bu yazıyı yazmamdaki amaç karşı cinsin biraz empatik olmasını sağlamak. O yüzden M.Ö.M sürecinde bir gün neler yaşıyoruz örneklendireceğim. Muayyen döngüsünün ilk 15 günü pamuk gibi oluyoruz. Sıfıra yakın alınganlık, her şeyi olduğu gibi, ölçüsünde anlama, normal iştah, ortamına göre alınması gereken normal tavırlar vs. 15. günden itibaren içeride neler oluyorsa bir gün önce “lay lay lom” olarak girdiğimiz yataktan dönüşüme uğramış bir yaratık olarak çıkıyoruz; Hayattan bezmiş bir hal, buzdolabını komple yeme isteği ama yedikten sonra da delice bir pişmanlık duygusu… Manita varsa “neden günaydın demedin?” konulu çemkirme… Eğer “günaydın” dediyse “öğlen oldu sana da günaydın!!!” diye kavga başlatmaya çalışma…Sonra pişman olma, hemen ardından yeni bir kavga konusu bulmaya çalışma…En yakın pastaneye gidip bütün tatlıları yeme isteği…Tatlı yerken mutluluk, aynı anda pişmanlık, aynı anda kilo aldım diye ağlama duygusu…Manita gün içerisinde aramadı diye hayıflanma, ararsa da “anca mı aklına geldim” diyerek çirkefleşme…Akşam manita ile buluşulursa ve manita “ellerin buz gibi olmuş” derse “sen beni ateşli bulmuyor musun?” diye sokak ortasında kriz çıkarma…Sonra aniden sakinleşme ve bu durumun hormonlardan kaynaklı geçici bir durum olduğunu anlatmaya çalışma…Sonra “yaa sen beni hiç anlamıyorsun!” diye ağlama…Günün sonunda mutlu, üzgün, huzurlu, huzursuz, sakin, öfkeli şekilde yatağa girip mışıl mışıl uyuma… Her ayın 15 günü biz bu manyaklığı yaşarken M.Ö.M sürecince karşı cinsin yapması gereken şey aslında çok basit; “Biraz anlayışlı, biraz düşünceli olun yaaaaa!!!!”

13.01.2014 19:48

Yorumlar