Kadın denilen ve benim de mensubu olduğum bu cinsiyetin ne kadar kararsız olduğunu bu hikayede anlamazsanız daha hiç anlayamazsınız. Tamam, kararsızlık bir yere kadar eğlenceli bile sayılabilir ama seneler önce arkadaşlarımla beraber başımızdan geçen bu olayı hatırlayınca "Ehhh be kardeşim seçeydik bir tanesini keşke!" dedim ve Kararsız Kadınlar Kulübü'nü kurma kararı aldım.
Liseyi Beyoğlu'nun eski taş binalarının birinde, kız lisesi olmasından dolayı pedlerin rahatça havada uçuştuğu bir okulda okudum. İngiliz disiplinine maruz kalmaktan mıdır nedir bilemem ama bütün kızların içinde her türlü çılgınlığı yapabilecek uyuyan bir yanardağ vardı. Son sınıfa kadar uyuyan yanardağ bir gün ÖSYM denilen kurum sayesinde kıpırdanmaya başladı. Neler mi oldu? Buyrun...
Son sınıfın son zamanlarında, öğretmenlerin sınıfta test çözmeye izin verdikleri bir gün beynimin 300. sorudan sonra yanmaya başladığını hissettim ve birden kafamı kaldırdım. Kendime bir iki dakika nefes alma izni verdiğim esnada aklıma en yakın arkadaşım Cerot'un (adı başka) yaklaşan doğum günü geldi. Arkama dönüp Cerot'a doğum günü için değişik bir şeyler yapmayı önerdim. Benim değişiklikten kastım, bir çılgınlık yapıp eve gece 12'de gitmek gibi bir şeydi. Ancak kalan beyinlerle yapmaya çalıştığımız beyin fırtınası sonucu Cerotlar'ın evine erkek striptizci çağırma kararı aldık.
Bizim heyecanlı fısıldaşmalarımız arasında "striptiz" lafını duyan kızlar test çözmeyi bırakıp bizim sıranın başına üşüştü. Böylelikle iki kişiyle çıktığımız yolda yaklaşık 15 kişi olduk. Bir striptizcinin, sınıfta hiç samimi olmayanları bile aynı çatıda birleştirmesine o kadar şaşırmıştım ki alacağı para helal olsun diye düşündüm.
Karar verme süreci hızlı başladı. O gün yarım saat içinde tarihi ve saati kararlaştırdık. Ertesi gün aynı saatte yine Cerot'un sırasının başında toplanmak üzere sözleştik. Bu arada bana da pazar araştırması görevi verildi. Ertesi gün toplantıya gayet çalışmış bir şekilde katıldım ve striptiz hakkında merak ettikleri her şey hakkında bilgi verdim. Ama bizi asıl ilgilendiren konu adamcağızın ücretiydi. Yaptığımız hesap sonucu kişi başına düşen pay üç günlük harçlığa denk geliyordu. İlk kararsızlığı ücret konusunda yaşadık. Bir striptizci üç günlük harçlığa değer miydi? Bir kaç kişi aklımızı başımıza toplamamız gerektiğini söylese de ben, Cerot ve diğer geri kalan arkadaşlar "Bir kere dünyaya geliyoruz eğlenmek bizim de hakkımız" dedik ve diğerlerini ikna ettik. Bu sorun halledildikten sonra Cerot evdekileri nasıl uzaklaştıracağını anlattı. O kadar heveslenmişti ki anneannesi ve dedesini birer uyku hapı ile etkisiz hale getirmeyi bile göze almıştı. Ortada kararlaştırılmayan tek şey vardı o da striptizci beyin hangi kılıkta geleceğiydi. İki seçeneğimiz vardı; ya polis ya da itfaiyeci kılığında gelecekti. İşte bu konuda öyle bir kararsızlığa düştük ki iki gün boyunca striptizcinin hangi kılıkta gelmesi gerektiğini tartışmaktan ne test çözebildik ne de diğer konulara odaklanabildik. Polis kılığında gelse seksi ama aynı zamanda ürkütücü olabilirdi. İtfaiyeci kılığında gelse hem seksi hem de şefkatli bir kahraman gibi algılanabilirdi ki Eda'ya göre seksilik ve şefkat aynı bünyede sırıtırdı. Bu elim kararsızlık sonunda planımızı üzülerek iptal etmek durumunda kaldık. Cerot'un doğum günündeki değişiklik ne mi oldu? Önceki senelerdeki pastası çikolatalıydı o seneki pastası çilekli oldu. Ha bir de eve akşam saat 6 yerine 7'de dönüp iki günlük test eksiğimizi tamamladık.
09.08.2014 22:20

Yorumlar
Yorum Gönder