20 yaşıma girdiğimde 30 yaş bana öylesine uzak geliyordu ki kendi kendime ''30'uma gelince feleğin çemberinden geçer üstüne evlenip bir de çocuk bile yaparım'' diyordum. Şu anki duruma bakınca çiçeği burnunda 30 yaş insanıyım. Çemberden geçtim mi? Tartışılır. Evlilik ? Çok da cazip gelmiyor. Çocuk? Benim gibi rahatına düşkün insana? Hadi canım!
Konserler, partiler, 24 saatin en az 15 saatini arkadaşlarla geçirme isteği, kampüste ders ekip geyik çevirme, manitaları çekiştirme ve hep o yaşta kalacakmış düşüncesi yerini ''Hayat gailesi işte, kısmet, akşam toplantım var geç gelicem, kredi kartı ekstremi yırtıp atasım var, çekemem şimdi o bangır bangır müziği'' cümlelerine bıraktı. Ha tabii kozmetik mağazalarında yanıma sinsice yaklaşıp ''Göz çevresi kremi kullanıyor musunuz?'' diye soran elemanlar da cabası
20'den 30'a geçiş sürecini şöyle bir düşününce beyin bir anlığına dumura uğradı tabii. Neticede bunun 30'dan 40'a, 40'tan 50'ye geçişleri de var. Haliyle aşırı bir panik haliyle ''Ben ne yapacağım şimdi?'' dedim kendime. Sonra derin bir nefes aldım ve önüme iki yol çizdim; Ya ölümüne isyan edip 20'li yaşlarımdaki gibi yaşayıp ergenmiş gibi davranacağım ya da 20'lere dönemeyeceğimi kabul edip önümde beni bekleyen şeyleri güzelce karşılama niyetine gireceğim. Bir kere yakın çevrenin ''Hayırlı bir kısmet'' baskılarına olabildiğince sağlam savunma yapmak gerekecek, sonra o saçlar üçer beşer beyazlaşmaya başlayacak, saçlarımın beyazını yeni sindirmişken bu sefer yakını göremediğimi fark edeceğim, kolum bacağım ağrıdığı zaman müneccimsel bir tavırla ''Yağmur yağacak romatizmam azdı'' diyeceğim.
İşin garip yani bu yaşayacaklarımı düşündüğümde garip bir haz duyuyorum. O yüzden şimdi başbakanın moda ettiği o hitap şekliyle 30. yaşıma sesleneceğim ve göz çevresi kremimi sürmek üzere ayna karşısına geçeceğim. Eeeyyyy 30 yaş, çooook ileride düşündüğümde en güzel yaşım 30'du diyeceğim gibi bir his var içimde, yüzümü kara çıkarma be panpa!

Yorumlar
Yorum Gönder