En Yakın Arkadaşım F.'nin Siyah Piyanosu

16 yaşımızdan beri yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen en yakın arkadaşım (bir kaç tane en yakın var ama o en en en)  F.'nin siyah bir piyanosu vardı. Renginden midir nedir bilmiyorum ama kendine has bir duruşu, bir asaleti vardı. Evlerimiz çok yakın olduğu için neredeyse her gün F.'lere giderdim ve içeri her girişimde gözüme çarpan ilk şey siyah piyano ikincisi ise F.'nin rahmetli kedisi S. olurdu. Eğlenmek için piyanoyu seçtiğimiz zamanlarda, yanyana oturur aşık olduğumuz adamlara bir şeyler bestelemeye çalışırdık. F. çalardı ben de yanında onun gösterdiği tuşa basardım. Sonuçta ortaya beste değil ama bol kalorili, akıllara ve bedene zarar yiyecekler çıkardı. Nitekim aşık olduğumuz adamlara hiç açılamayacağımızı bildiğimiz için kendimizi yemeğe verirdik. Bir gün yine aşık olduğumuz adamları düşünüp kendimizi yemeğe vermek üzere F.'lere gittim. F. kızartmak üzere patates ayıklıyordu, ben ise yavaşça siyah piyanoya yaklaştım, kapağın üzerinde ellerimi gezdirdim ve ağzımdaki baklayı çıkardım; ''Piyanonu açabilir miyim?'' F. bu soru karşısında çok şaşırdı ve teşekkür etti. Ben de onun teşekkürüne çok şaşırdım zira izin verdiği takdirde teşekkür eden taraf ben olmalıydım. Teşekkürünün sebebini sorunca eve gelen herkesin izin almadan piyanonun kapağını kaldırıp saçma sapan bir şekilde tuşlara bastığını söyledi. Bu konudaki hassasiyetine hak vererek ve izin verdiği için teşekkür ederek yavaşça piyanonun başına oturdum. Piyanoyla alakam olmadığı halde gitar hocamın ''absolut kulak'' sahibi olduğumu söylemesine dayanarak tuşlara basmaya başladım. Ortaya çıkan melodi karşısında F. bir elinde patates bir elinde bıçak bana şok olmuş bir yüz ifadesiyle bakıyordu, zira o asil piyanonun başına oturup ortaya çıkardığım ilk melodi Kasap Havası'ydı. İşi zirvede bıraktım ve o güzel siyah piyanoyu uzaktan sevme kararı aldım.

Kıssadan Hisse: Teşekkür etmeyi unutmayın
Dipnot: Bu yazıyı F.'ye ithaf ediyorum

05.08.2013 20:58

Yorumlar