En Yakın Arkadaşım F.'nin İlk Hırsızlığı

Arkadaş sevgisi insanı hırsız yapar gibi bir söz sanırım en yakın arkadaşım F.'yi anlatır. Şu ana kadar olan hayatımın yarısını geçirdiğim F., arkadaşı için çiğ tavuk yemekten öteye geçti ve hırsızlık yaptı. Dün F. ile "konu aşk ise her kolpa mübahtır" mantığından yola çıkarak yeni bir kolpa üzerinde çalışıyorduk ki aklıma F.'nin yaklaşık 10 sene önce benim için yaptığı hırsızlık geldi. F ile aynı sitede oturuyorduk bir çok savurgan ergenin aksine ekonomik davranıp telefon yerine telsizle haberleşiyorduk. 18-19 yaşındaydık ama karşı cinse karşı en ufak bir adım atamaz hep uzaktan takip ederdik. Ben o sıralarda kafayı bizden 3 blok ötede oturan ve tahminen bizden 10-15 yaş büyük olan müzisyen C.'ye takmıştım. Eve kaçta giriyor kaçta çıkıyor her şey takip edilirdi. Geceleri F.'yi görevlendirir eve kaçta girdiğine dair rapor isterdim. Müzisyen C.'nin iki tane köpeği vardı. Onları gezdirmeye çıktığı zaman F. ile biz de fırlardık dışarı. Bir kaç kez müzisyen C.'nin bana bakışını yakalayınca F. ile daha derin çalışma yapmamız gerektiğine karar verdik. Oturduğu bloğa girdik ve posta kutusundan hesap ederek bahçe katında oturduğu sonucuna vardık. Bu sırada benim içimdeki platonik aşk depreştikçe F.'nin başının etini yemeye başladım. Derken ılık bir yaz akşamı hava kararmaya başlamışken C.'nin gürültülü arabasının sesini duydum ve hemen telsizle F.'ye bildirdim. 3 dakika içinde dışarı fırladık ve müzisyen C.'nin evinde hiç ışık olmadığını gördük, birbirimize baktık "gün bugündür" diyerek bahçe katındaki daireye daha yakından bakmaya karar verdik. Yaklaştıkça geriliyordum hatta bu yüzden bir iki defa F.'ye "geri dönelim" dedim ama F. elimden tutup beni çekiştirerek bahçenin önüne kadar getirdi. Bahçe gayet sadeydi. Çimlerin üstünde bir köpek kulübesi, bir kaç bahçe süsü, iki üç tane sandalye, bir masa ve masanın üstünde beyaz, kare şeklinde ufak bir yastık duruyordu. F. ani bir hamleyle bahçeye daldı ve masanın üstündeki yastığı kaptığı gibi yanıma geldi. Ben heyecandan cümle kuramaz haldeydim ama bir yandan da C.'nin bir eşyasına sahip olduğum için sevinçten ölüyordum. Yastık kucağımda, olay mahalinden hızlı bir şekilde uzaklaşırken sinir bozukluğundan mı aşırı adrenalinden mi bilmiyorum kahkahamızla bütün siteyi inlettik. Koşturarak bizim eve gittik. Biraz sakinleşip soluklandıktan sonra yastığı alıp yüzüme yapıştırdım ve C.'nin kokusunu içime çekmek için derin bir nefes aldım. F. de arkadaşı için yaptığı kahramanlıktan ötürü gururla ve mutlulukla bana bakıyordu. Ama o sırada F.'ye nasıl baktıysam yüzü birden allak bullak oldu. Kocaman gözlerimi dehşetle açarak "Bu ne yaaa?!" dedim ve yastığı koklaması için F.'ye uzattım. Zira yastıktan C. kokusu beklerken buram buram köpek kokusu çıktı. Yenilmiştik ve yanılmıştık ama her zaman olduğu gibi durumun komedi tarafındaydık. Karnımız ağrıyana kadar güldük, ben yastığa çeyrek şişe parfüm sıktım. Sonra da C.'nin bahçesine gidip yastığı olduğu yere bıraktık. O geceyi her andığımızda mutlaka kahkaha patlatırız ama beni asıl mutlu eden en yakın arkadaşım F.'nin en yakın arkadaşı M. için kendini tehlikeye atmasıdır. C.'ye ne mi oldu ? Uzun çabalarımız sonunda tanıştım ve bir müzik işi için evine gittim. Kapıdan girdim bahçeden çıktım, çıkarken de yan gözle yastığa bakıp gülümsedim ve C.'yi de bir daha hiç görmedim. 

07.12.2013 12:06

Yorumlar