Çocuk Masası

Misafirlik olayını ne gelmeli ne de gitmeli hiçbir şekilde sevmediğim için çocukken misafirliğe dair her şey bana kabus gibi gelirdi. Bu kabusların en korkuncu dayemekli misafirlikte olan çocuk masasıydı. İkinci plana atıldığımı düşündüren ve şahsıma hakaret saydığım onlarca çocuk masasından geçmiş 30 yaş üstü bir birey olarak kalabalık ortamlarda kendimeçocuk masası oluştururken bu nevi şahsına münhasır masanın özelliklerini düşündüm.  
Çocuk masasının kendi içinde bir dinamiği vardır; genelde mutfakta ama tercihen evin başka bir odasına kurulmuş olur ki büyüklerin kafası daha rahat etsin, cinsel içerikli fıkralar rahat rahat anlatılıp hunharca gülünsün, yüksek dozda eğlenilsin.  
Çocuk masası sanal tanışmalara benzer; birbirini ilk defa görüp kahve içecek ya da yemek yiyecek çiftlerin gerginliği gibi çocuk masasında da birbirini daha önce hiç görmemiş çocuklar varsa masadaki ilk bir saat gergin ve sessiz geçer. Ev sahibi çocuğa, diğerlerini kaynaştırma görevi verilir ancak kendisi mutfakta araklayamadığı yaprak sarmaların ve sigara böreklerinin derdindedir.
Çocuk masası sadedir; çocuk nasıl olsa, paçangadan ne anlar? Köfte patates yeter onlara, plastik tabak koyalım kırıp dökmesinler mantığı hakimdir. İçeride anan baban son derece şık, gümüş ve porselen takımlarda havuç taratoru hüpletirken sen çocuk masasında önüne konmuş kuru köfte ve kendinden tiksinmiş patates ile geceyi kurtarmaya çalışırsın. Ha bir kuple cesaretli ve özgüvenliysen annenin yanına gidip kulağına tabağını doldurmasını fısıldarsın. Sen sanıyor musun ki ben havuç taratoru tariflerden öğrendim? Çocukluğum kapı ucundan büyüklerin masasını kesip bütün lezzetli mezelerin içeriğini tahmin etmeye çalışarak geçti be peheyyy!
Çocuk masasında mutlaka bir inek bulunur; Her çocuk masasında mutlaka bir adet düzgün konuşan, derslerinde başarılı, anasını babasını üzmeyen sevimsiz ötesi çocuk vardır. Her anne masaya bir kez uğrayıp bu şişik egolu çocuğu önce kendi yavrusuna sonra diğer çocuklara örnek gösterir. Bak İpekcan'ın saçları ne güzel örülü, sen ellettirmedin kendi saçını. Unutulmaması gereken şudur ki o saçı değil beyni örülü İpekcan 10 sene sonra Taksim'de yırtık çorap ve siyah makyajla gezmeye başlar.
Çocuk masasında palavralar havada uçuşur; çocuk kafasının en güzel işleyiş şekli daha önce görmediği akranlarına yarın yokmuş gibi palavra sıkmaktır. Matematik her zaman 5'tir. Sınıfın en popüleri sensindir. 5-C'den Mert seni her gördüğünde en az 10 saniye bakıyordur. Yaz tatiline Amerika'ya gideceksindir. Daha geçen hafta Paris'ten dönmüşsündür. Paris ile ilgili bildiğin tek şey olan Eyfel'e çıkmışsındır. Uuuuu nasıl da yüksektir anlatamazsın! Tüm bu hikayelerle, masadaki diğer çocukların üstünde bir hayranlık oluşturmaya başlarken annen gelir önce kitaplarını yanında getirdin mi diye sorar sonra, matematiğin ikinci yazılısından da 2 alırsan yaz tatilini teyzenlerin yazlığında değil evde geçireceğini söyleyip seni masanın orta yerine gömüverir.
Çocuk masası eğlencelidir; gecenin sonunda o masadan kalkmak istemezsin. Gergin ve sıkıcı geçen ilk saatler yerini kaynaşmaya ve eğlenceye bırakır. Annelerin babaların duymaması gereken sırlar paylaşılmaya başlar. O kadar eğlenilir ki inek İpekcan'ın bile o zımba gibi örgülü saçı dağılır. Ne var ki eğlencenin doruk noktasında yaprak dökümü başlar ve bu döküm genelde en komik, en eğlenceli tipin annesinin hadi gidiyoruuuz diye bağırmasıyla gerçekleşir. Gece yastığa başını koyduğunda yeni arkadaşlar edinmenin, misafirlik gerginliğinin bitmesiyle mutlu bir şekilde uyuyamazsın! Matematiğin ikinci yazılısı var nasıl uyuyacaksın?!!! 

14.01.2016 17:03

Yorumlar