Aya Çıktım

İlk yazımda beynimin içi çok şeyle dolu olmasına rağmen ne yazsam diye epey bir düşündüğüm sırada Nat King Cole  ''Fly Me To The Moon'' söylemeye başladı. O an bir sahne çaktı kafamda, 2 saatliğine aya gidilse diye düşündüm.  Gideceksin aya,  Neil Armstrong'un (eğer film stüdyosu değilse) bastığı kumlu yere açacaksın açılır kapanır masayı, iki tane de sandalye, koyacaksın ikişer tabak, çatal, bıçak...Şık olmasına gerek yok ama ekoseli bir masa örtüsü sericeksin masaya.  Tabak çanak işleri bittikten sonra sıra masayı donatmaya gelicek. Tabakta öncelikle kilosu en az 20 lira olan kaliteli bir beyaz peynir olacak, eee kolay değil, ayda demleniceksin, oldu mu iyisinden olacak. Biraz dil peyniri, tercihe göre azıcık rokfor işi görür. .. Peynir tabağını ortaya koydun sıra geldi şarap şişesini açmaya. Tabak çanakla, ekoseli örtüyle gittiğine göre tirbüşonu da almışsındır tabii ama hiç gerek yok, sen şişeyi hafifçe yan tut o mantar kendiliğinden çıkıverir ama dikkat et dökülmesin canım şarap. Kadehleri de doldurduğuna göre otur sandalyeye dünyanın ne alemde olduğuna şöyle bir bak. Önce evrende bir toz tanesi kadar olduğunu sonra da o taneciğe gereksizce büyüttüğün dertleri yüklemeye çalıştığını hatırla. Büyük bir yudum al şarabından, 15 liralık peynirle devam et. Müziği unuttun!  Merak etme, koskoca uzay, her yerden radyo çeker. Nat King Cole yeni şarkıyla devam ediyor,  karşındaki sandalyeye bak ve şarkıya eşlik et: ''Love was made for me and you''...Şöyle krater kenarında püfür püfür uzay havası alırken dünyayı seyretmek ve aslında o taktığın dertlerin bir hiç olduğunu anlamanın keyfine var. Merak etme Nat King Cole devam ediyor

30.07.2013 22:51:31

Yorumlar